İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Paralel Evrenler

Evrenimiz eşsiz mi? Bilimkurgudan gerçek bilime kadar bir çok yerde paralel evrenler olabileceği iddiası dolaşıyor. Yaptığımız seçimlerle alternatif evrenlerde farklı hayatlar sürüyor muyuz? Paralel evrenler olarak bilinen konsept, aslında çoklu-evren teorisinin bir özelliğidir. Bunu anlamak için ilk önce evrenimizin nasıl meydana geldiğini düşündüğümüzü anlamalıyız.

Çoklu-Evren Fikri

13.7 milyar yıl önce, bugün kozmozumuzda bildiğimiz her şey sonsuz derecede küçük bir alana sıkışık bir tekillik oluşturuyordu. Sonrasında ise Büyük Patlama Teorisi’ne göre, bilemediğimiz bir şey bu tekilliğin genişlemesine ve üç boyutlu uzaya dağılmasına sebep oldu. Bu patlamanın muazzam enerjisi sönmeye başlayınca, ışık parlamaya başladı. Sonunda da küçük parçacıklar bugün bildiğimiz maddeleri yani yıldızları, gezegenleri ve galaksileri oluşturmak için bir araya gelmeye başladılar.

Bu kuramdaki sorulardan biri: Bizim evrenimiz oluşan tek evren midir? Şu anki teknolojimizle bu evrenin içindeki gözlemlerimizle sınırlıyız. Çünkü evren kavislidir ve biz de fanuslardaki balıklar gibi dışarıyı göremiyoruz.

Şu ana kadar beş kuram, çoklu evren fikrini destekler şekilde ortaya çıkmıştır:

  1. Uzayzamanın şeklini tam olarak bilemiyoruz. Önde gelen kuramlardan biri evrenimizin düz olduğunu ve sonsuza dek uzandığını söylüyor. Bu, çoklu evrenler olasılığını mümkün kılıyor. Çünkü parçacıkların bir araya gelme şeklinin bir sınırı olduğundan, sonsuza uzanan uzayzaman bir noktadan sonra kendini tekrar ediyor olmalı.
  2. Bir diğer fikir ise sonsuz genişleme fikri. Uzayzamana bir bütün olarak baktığımızda, uzayın bazı noktalarının genişlemeyi bıraktığını gözlemliyoruz. Diğerleriyse, genişlemeye devam ediyor. Eğer evrenimizi bir balon olarak düşünürsek, onu diğer balon uzaylar ağında bir noktada düşünebiliriz. Bu kuramı ilginç yapan şey ise, bizim evrenimizle bağlantılı olmadığından diğer evrenlerin çok farklı fizik kurallarına sahip olabilmeleri.
  3. Belki de çoklu evrenler, kuantum fiziğindeki gibi haraket ediyorlardır. Eğer olasılık kurallarını takip ediyorsanız, her sonucun bir karardan gelmesi gerekir ve her bir evrende başka bir sonuç gerçek olur. Yani bir evrende işinizi bırakıp Tibet’e gitmişken, şu anki evrenimizde işinize devam ediyorsunuz.
  4. Bir başka olasılık da matematiğin yapısının bulunduğunuz evrene göre değiştiği matematiksel evrenlerdir. Bu matematiksel evrenler tamamen insanlardan bağımsız var olabilirler. MIT’den Max Tegmark, hiç insan olmasa da var olmaya devam eden matematiksel evrenler olduğunu düşünüyor.
  5. Ve son fikir; paralel evrenler. Parçacıkların bir araya gelme şeklinin bir sınırı olduğundan ilk maddede bahsetmiştik. Yani birden çok paralel evrenler mümkündür. Bu paralel evrenler fikri, üç uzay bir zaman boyutundan farklı boyutlar olması olasılığının da düşünülmesinden ortaya çıkmıştır.

Paralel Evrenler Fikrine Karşı Çıkanlar

Tabi ki herkes paralel evrenler fikrini gerçekçi bulmuyor. 2015’te astrofizikçi Ethan Siegal, blog gönderisinde evrenimizin teoride sonsuza kadar uzanmasının mümkün olduğunu ama bununla ilgili bazı sınırlamalar olduğunu söyledi.

İlk problem, evrenin 14 milyar yaşına bile ulaşamamış olması. Evrenimizin yaşı bile sınırsız değil, sınırlı. Bu da parçacıkların bir araya gelme olasılıklarının sayısını sınırlar. Yani alternatif sizin, işini bırakıp Tibet’e gitme ihtimali oldukça düşüyor.

Ayrıca, evrenin başlangıcındaki genişleme katlanarak arttı ve maddenin genişlemesi bir noktada yavaşladı ve durdu. Bunun çıkarımları: Çoklu evrenler için maddenin genişleme oranı ve süresi farklı olurdu. Yani bizimkine benzer bir evren ihtimali de oldukça azalıyor.

Fizik profesörü Richard Muller de paralel evrenler fikrini spekülatif bir aldatmaca olarak görenlerden. Çünkü bu kuramı, bilimkurgunun dışına çıkarmak bilimsel bir yolla pek mümkün görünmüyor. Bilimde bir teori, ne tür bir gözlemin kendisini yanlışlayacağını göstermediği sürece geçerli bir teori değildir. Muller, bu anlayışı bilimin temeli olarak görüyor ve paralel evrenler teorisinin, bir teori bile olamadığını söylüyor.

Kaynak 1

Kaynak 2