İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Nikolas Kopernik

Nikolas Kopernik (1473–1543) Güneş‘in evrenin merkezi olduğunu ve dünyanın onun etrafında döndüğünü söyleyen matematikçi ve astronomdur. Gök cisimlerinin düzgün dairesel hareketi için Aristo’nun öne sürdüğünü gereksinimleri yerine getiremeyen Batlamyus’un dünya merkezli evren modelinden rahatsız olan ve Batlamyus’un nesnelerin hayali bir noktanın etrafında dönerek bu gereksinime uyduğu eşitliğini saf dışı bırakmaya karar veren Kopernik, amacını sadece Güneş merkezli bir modelle gerçekleştirebileceğine karar kılmıştı.

Böylece, gezegenlerin yörüngelerinin büyüklüğü ve Güneş‘e olan uzaklıkları arasında bir ilişki olduğunu söyleyen Güneş modelli evren konseptini oluşturdu. O zamanlar bu Güneş merkezli evren fikri oldukça tartışmalıydı; yine de dünyanın nasıl algılandığıyla ilgili değişimin bir başlangıcıydı. Bu yüzden Kopernik, Bilimsel Devrim’in öncüsü olarak görülür.

1. Kopernik’in Hayatı ve Çalışmaları

Nikolas Kopernik, 19 Şubat 1473’da Krakov’dan Torun’a taşınmış varlıklı bir tüccar ailenin en genç çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Vistula Nehri üzerindeki şehir Hansa Birliği’ndeki önemli bir iç limandı. Töton Şövalyeleri ve Polonya Krallığı’nın müttefiki Prusya Birliği arasındaki savaş 1466’da sonuçlanmıştı. Torun’un da içinde bulunduğu batı Prusya, Polonya’ya verilmişti. Torun, Polonya Krallığı’nın serbest şehri ilan edildi ve böylece Alman ailenin çocuğu, Polonya yönetimi aldında doğmuş oldu.

1483’de Kopernik’in babası öldü ve dayıları Lucas Watzenrode çocukları koruması altına aldı. Watzenrode, başarılı bir papazdı ve 1489’da Warmia’nın (Ermlan, Almanya) piskoposu olacaktı. Yeğeninin hem kilisede ilerlemesini sağladı hem de eğitimini yönlendirdi. 1491’de Kopernik, Krakov Üniversitesi’ne kaydoldu. Üniversiteyi bitirdiğine veya diplomasına dair herhangi bir kanıt bulunmuyor ki bu o zamanlar için normal bir durum. Çünkü dini kariyeri için veya yüksek eğitim için bile diplomaya gerek yoktu. Üniversitesi matematik, astronomi ve astroloji gibi dersler veriyordu ve bu, Kopernik’in ilgisini çekmişti ki bu da Krakov’dayken neden bu konularla ilgili kitaplar aldığını açıklıyor.

Frombork, Almanya
Frombork, Almanya

1495’te Watzenrode yeğenini Frombork’ta (Frauenberg, Almanya) Chapter of Warmia Katedrali’ne piskoposun bir alt konumuna getiren bir çeşit dini atama düzenledi. İki yıl sonra görevini yerine getirdi ve hayatını garantileyecek kadar iyi bir durumu oldu. Bu arada Kopernik dayısının izini takip ediyordu ve 1496’da Bologna Üniversitesi’ne dini nizam okumaya gitti. Orada belki de ilk kez Batlamyus’un fikirlerine meydan okuyan biri olarak Novara (Domenico Maria Novara da Ferrara) ile tanıştı. Ayrıca Kopernik, İtalya’dayken matematik üzerine de dersler veriyordu ki bunun bir kısmı astronomiyle ilgili olabilir.

Bologna’daki çalışmaları Kopernik’e Krakov’da bulamadığı bir şey sağlamıştı; bir Yunanca öğretmeni. Bu dönemde hümanizm İtalyan üniversitelerinde yaygınlaşmaya başlıyordu. Yüzyılın son çeyreğine kadar hemen hemen her üniversitede bir ya da birkaç hümanist vardı ve bunlar çoğu zaman en büyük biliminsanlarındandı. Antonio Cortesi Urceo, nam-ı diğer Cadro, 1882’de Bologna’da profesör oldu ve birkaç yıl sonra Yunanca dersleri vermeye başladı. Kopernik, Cadro ile çalışmış olabilir; çünkü Venedikli hümanist matbaacı Aldus Manutius’un bastığı Yunan mektublarının 1499. baskısından yedinci yüzyıl Bizans yazarı Theophylactus Simocatta’nın mektuplarını Latinceye çevirmişti. Üstelik Aldus bu baskıyı Urceo’ya ithaf etmişti. Kopernik çevirisini 1509 yılında bastırdı. Bu, Devinimler Üzerine’den önceki (De revolutionibus) tek matbuu eseriydi. Burada dikkat edilmesi gereken şey Kopernik’in Yunanca çalışmalarının, astronomi alanındaki çalışmalarına yardımcı olduğudur. Çünkü Batlamyus’un da aralarında bulunduğu büyük astronomların çalışmaları o zamanlar üniversitelerde kullanılan dil olan Latince’ye çevrilmemişti.

Kopernik 1501 yılında Frombork’a gitmek için diplomasını almadan Bologna’dan ayrıldı. Papazlar meclisi daha sonra Kopernik’in Padova Üniversitesi’nde tıp okuması için başka bir iznini onayladı. Tıp müfredatı sadece ilaç ve anatomiyi kapsamıyordu. Siraisi şöyle diyor: “12. yüzyılın batı Avrupa’sında Yunan ve İslam teknik astronomi ve astrolojisinin kabulu tıbbi astrolojinin de gelişimine yol açtı… Tıp astrolojisinin gerçek uygulaması batıda ondördüncü ve on altıncı yüzyıllar arasında zirveye ulaşmıştır.” İtalya’daki tıp okullarında o zamanlar astroloji de öğretiliyordu. Ortaçağ tıp eğitiminde yıldız çalışmalarına verilen önem, gök cisimlerinin aşağıda yer alanların yaratılmasında aracı bir rol oynadıkları ve varoluşları boyunca onları etkilemeye devam ettikleri şeklinde genel ve yaygın bir inançtan kaynaklanıyordu. Doktorların astrolojik tıbbi tanı ve tedavide kullandıkları yöntemler çok ve çeşitliydi. ‘Astrolojik tıp’ birçok şeyi kapsayabilecek belirsiz ve kifayetsiz bir terimdir. Astrolojinin tıp fakültesi öğrencilerini astronomi öğrenmek zorunda bıraktığı bir gerçek; bununla beraber Kopernik’in de Padova Üniversitesi’nde astroloji öğrenmiş olması çok muhtemel.

Kopernik Padova’dan da diplomasını almadan ayrıldı. Çünkü papazlar meclisi kendisine iki yıllık bir izin vermişti; fakat eğitim üç yıl sürüyordu. Bunun yerine hukuk doktorası aldığı Ferrara Üniversitesi’ne kaydoldu. Fakat Frombork’daki papazlar meclisine geri dönmedi; bunun yerine amcasıyla birlikte Lidzbark-Warminski (Heilsberg, Almanya) piskoposluk sarayında yaşamaya başladı. Bazı astronomi gözlemleri yapmasına rağmen, kilise siyasetine dalmış ve 1507’de yaşlı amcası hasta olduktan sonra da Kopernik onun doktoru olmuştu. Piskopos, yeğeninin halefi olacağını umuyordu, ancak Kopernik amcasını terk etti, çünkü Lidzbark-Warminski’deki görevleri onun astronomi alanındaki araştırmalarına devam etmesini engelliyordu. 1510’da Frombork papazlar meclisinde ikamet etmeye başladı ve hayatının geri kalanında da orada kaldı.

Amcasını terk edip Frombork’a taşınması Kopernik’i idari ve siyasi görevlerinden muaf yapmıyordu. Çeşitli fonların yönetiminden sorumluydu, muhasebe fonuna başkanlık ediyordu, uyuşmazlıkları değerlendiriyordu, toplantılara katılıyor ve hesap tutuyordu. Yerel para birimiyle ilgili bulduğu soruna yanıt olarak, paranın değerinin düşmesinden şikayet eden ve reform için öneriler süren, para basmayla ilgili bir makale yazdı. El yazmaları, para birimini dengelemeye çalışan Prusya ve Polonya liderleri tarafından istişare edildi. 1520-1525 yılları arasında Tötonik Şövalyeleri’ne karşı devam eden savaşta Batı Prusya için bir liderdi. Ayrıca 1512’de dayısı ölene kadar piskoposun doktoruydu ve papazlar meclisi üyesiydi. Toplumda ileri gelen kişiler için de bir danışman hekimdi.

Bununla beraber Kopernik astronomi üzerine çalışmaya kendi kendine başladı. 1510 ve 1514 tarihleri arasında bir yerde yenilikçi modeli Güneş merkezli evreni anlatan Commentariolus’u yazdı ve bunun kopyalarını tanınmış astronomlara gönderdi. Mesleğinin getirdiği sorumluluklara ve Frombork’un astronomik gözlemler için iyi bir yer olmamasına rağmen, bulabildiği her fırsatta gözlem yapmaya devam etti. Aynı zamanda Devinimler Üzerine isimli kitabını da hazırlıyordu. Ayrıca 1524’te Johann Werner’in Sekizinci Kürenin Hareketiyle İlgili Çalışmalar’ına (yörüngesel salınımla ilgili çalışmanın orijinal adı, De motu octavae sphaerae tractatus primus) eleştiri olarak Werner’e Karşı Çalışmalar’ını yazdı. Kopernik, Werner’in zaman hesaplamasında ve Batlamyus’tan önce sabit yıldız hareketinin tekdüze olduğuna olan inancının yanlış olduğunu iddia etti. Fakat bu yazısı Kopernik’in kendi astronomik fikirlerine dair bir şeyler içermez.

1539’da Wittenberg Üniversitesi’nden Georg Joachim Rheticus (1514–1574), Kopernik’le çalışmaya geldi. Rheticus, Kopernik’e kısmen Almanca konuşulan şehirlerdeki kitapların kalitesini gösteren matematikle ilgili kitaplar da getirmişti. Kopernik’in fikirlerine giriş niteliğinde Narratio prima’yı (İlk Rapor) bastı. Ama en önemlisi Kopernik’i Devinimler Üzerine’yi yayınlamaya ikna etti. Rheticus kitabın basım sürecinin bir denetçisi oldu ve Kopernik 24 Mayıs 1543’te öldüğünde kitabının bitmiş kopyasını ölüm döşeğinde bulunduruyordu.

2. Kopernik’in Fikirleri ve Yazıları

2.1. Kopernik Öncesi Dönem

Klasik astronomi Aristo’nun ilkelerine dayanıyordu. Aristo, dört fiziki elementin varlığına inanıyordu: Ateş, su, toprak ve hava. Dünyayı evrenin merkezine yerleştirdi ve bu elementlerin en yakın gök cismi ayın altında olduğunu düşündü. Yedi gezegen veya yıldız vardı; bunların dünyanın etrafında dönmeye ek olarak, zodyak üzerinde de belli bir yolları vardı: Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter. Bunların ötesinde sabit yıldızlar vardı. Aristo’ya göre fiziki elementler ‘ağırlıklarına’ veya ‘kütleçekimlerine’ göre dikey hareket ediyorlardı. Gök cisimleri fiziki olmaktan ziyade, dünyanın etrafında mükemmelce dönmeye eğilimli beşinci element veya özdüler. Aristo, dünyanın evrenin gerçek merkezi olduğuna ve tüm gök cisimlerinin yuvarlak, değişmeyen yani tekdüze bir hareket halinde olduklarına inanıyordu.

Ama gözlemciler, gök cisimlerinin Aristo’nun söylediği gibi hareket etmediğini anladılar. Ne dünya yörüngelerin merkezindeydi ne de gök cisimleri tekdüze bir hareket halinde. En bariz sorunsa dış gezegenlerin bir süre sonra durmaları, geriye hareket etmeleri ve sonra tekrar ileri hareket etmeleriydi. İkinci yüzyılda Batlamyus Almagest’i hazırladı ve astronomlar gezegenlerin hem dünya etrafında hem de yörüngeleri üzerinde kısmen bir daire çizdikleri modeli geliştirdi. Batlamyus’da göre dünya etrafındaki yörüngelerin üzerindeki noktalardaki yörüngeler durumu açıklıyordu. Batlamyus, Almagest’te Aristo’nun yaptığı gibi bir evren tarifi üzerinde durmadı. Zaten Batlamyus’tan sonra gelen astronomlar gerçeği bulmak yerine bu zamana kadar gelen fenomene sahip çıkmayı tercih ettiler. Ama profesyonel astronomların olmadığı hatta teleskopun bile olmadığı bir dönemde Batlamyus iyi iş çıkarmıştı.

Batlamyus'un Ekuantı
Batlamyus modelindeki dış yönrünge veya çembere bir örnek

Yunan merkezli fikirlerin tamamı aynı değildi. Pisagorcular dünyanın bir ateş (Güneş değil) etrafında döndüğünü öne sürdüler. Arşimet, Sisamlı Aristarkus’un dünyanın günlük kendi etrafında döndüğünü ve aynı zamanda Güneş’in etrafında döndüğünü söylediğini kaydediyor.

Orta çağda ise İslam dünyası, astronomi fikirlerinin ve etkinliklerinin merkeziydi. Dokuzuncu yüzyılda Batlamyus’un Güneş teorisi yeniden hesaplandı. Onuncu yüzyılda İbn-i Heysem, Batlamyus’un çalışmalarının sert bir eleştirisini yazdı. Swerdlow ve Neugebauer onüçüncü yüzyıl Meraga okulunun (İran’daki bir okul) da Batlamyus’un hatalarını bulup düzelttiğini yazıyor. Meraga gezegen modellerinin metodu, Batlamyus’un eş boyutlu hareketini iki ya da daha fazla tekdüze dairesel harekete bölmekti. Kopernik’in de Nasîrüddin Tûsî (1201-1274), Muʾayyad al-Dīn al-ʿUrḍī (1200-1266), Kutbeddin Şirazî (1236-1311), ve İbnu’ş-Şâtır (1304–1375) gibi Meraga astronomlarının kullandıkları cihazları kullandığı biliniyor.

Rönesans hümanizmi, doğa felsefesini çok etkilemedi. Ama klasik eserlere ve dillerine verilen önem bilimi teşvik etti. Georg Peurbach (1423–1461) ve Johannes Müller Regiomontanus (1436–1476), Batlamyus astronomisinin taslağını çıkarmak için Yunanca öğrendiler. Regiomontanus, 1463’te çalışmasını tamamladığında, Almagest’e önemli bir yorum sunmuştu. Örneğin Batlamyus’un ay teorisi gözlemlerle uyumlu değildi. Batlamyus bazen ayı dünyaya diğer zamanlarda olduğundan iki kat uzak göstermişti. Yani bazı zamanlarda ay iki kat küçük görünmeliydi. Ayrıca, o dönemde, Batlamyus’un, Aristo’nun düzgün dairesel hareket gerekliliğinden sapmalarıyla ilgili aktif bir tartışma vardı.

2.2 Commentariolus

Commentariolus
Commentariolus

Kopernik’in ilk olarak ne zaman Güneş merkezli modeline yöneldiğini söylemek mümkün değil. Roma’da kaldığı dönemde böyle bir şey söylemiş olsaydı büyük ihtimalle çok ses getirirdi. Bu yüzden fikrini 1500’den oluşturmuş olması muhtemel. Ayrıca, 1508-09’da Latince çevirisini basmasına yardımcı olan Corvinus, Kopernik’in astronomi hakkındaki bilgilerine hayranlığını dile getirdi; Kopernik’in konsepti bu noktada hala geleneksel kalmış olabilir. Güneş merkezli ilk yazısı Commentariolus’tur. Bu, elden ele basılan ama hiç basılmamış bir yazıydı. Bunu ne zaman yazdığını bilmiyoruz ama 1514 yılında Krakov’da kitaplarını kataloglayan bir profesör Güneş dururken dünyanın onun etrafında döndüğünü iddia eden bir adamın altı yapraktan oluşan bir yazısından bahsediyor. Böylece Kopernik, Güneş merkezli teoriyi muhtemelen 1508-1514 yılları arasında bir zamanlar kabul etmiştir. Kopernik’in 1512-1514 yılları arasında gezegenlerin pozisyonlarını belirleme kararı, 1510 yılında neden dayısının piskoposluk sarayından ayrıldığını açıklıyor olabilir. Yani kozmolojiye olan yoğun ilgisi dayısından ve kilise tartışmalarından uzaklaşmasıyla sonuçlanmıştı.

Kopernik’in Güneş merkezli teoriyi neden benimsemeye başladığını bilmek mümkün değil. Felsefe tarihindeki önemine rağmen, Kopernik’le ilgili birincil kaynaklar sınırlıdır. Astronomi üzerine yazıları sadece Commentariolus, Werner’a Karşı Çalışmalar ve Devinimler Üzerine’den oluşur. Theophylactus’un mektuplarının çevirisi de yayınlanmış ve para basma ilgili bilimsel bir çalışma hazırlamıştır. Diğer yazıların da çok azı günümüze ulaşmıştır ve bunlar da piskoposluk çalışmalarıyla ilgilidir. Maalesef, araştırmacılara çok fazla bilgi sağlaması gereken Rheticus’un biyografisi kayboldu. Bu nedenle, Kopernik’in fikirleri ve eserleri ile ilgili en ilginç sorulara verilen cevapların birçoğu varsayım ve çıkarımların sonucudur. Bu yüzden, neden Güneş merkezli sistemi tercih ettiğini sadece tahmin edebiliriz. Bir çok biliminsanı bunun tercihin sebebinin Batlamyus’un ekuantı olduğunu düşünüyor.

Commentariolus’ta Kopernik, eski astronominin sorunlarını çözdüğüne inandığı varsayımları listeledi. Dünyanın sadece ayın yörüngesinin ağırlık merkezi olduğunu, gök cisimlerinin Güneş‘in etrafında döndüğünü ve evrenin sanılandan çok daha büyük olduğunu söyledi. Batlamyus’un modelindeki gezegenlerin geriye doğru gitmesini açıklayan dış çemberler fikrini korudu. Ama bu hareket sadece bir yanılsamaydı; çünkü dünya evrenin merkezinde sabit değildi. Ayrıca bu çalışma gezegenlerin düzeni, dünyanın günlük hareketi ve ekinokslarla ile ilgili kısa bilgileri de kapsar.

2.3. Devinimler Üzerine

Commentariolus, Kopernik’in fikirlerine bir giriş niteliğindedir. Bir bakıma Kopernik’in daha büyük bir çalışmasının ilanıydı. Commentariolus, Kopernik’in yaşamı boyunca hiç yayınlanmadı ama kendisi bu yazısını çeşitli astronomlara ve filozoflara göndermişti. Kitab-ı Mukaddes’le uyuşmadığı için Güneş merkezli teorisi çok fazla tutulmasa da, cesaretini yitirmemişti. Takvimin reformuna yönelik resmi girişimleri ile olan ilişkisi artık mevcut olmayan bir mektupla sınırlı olsa da, bu çaba yeni ve ciddi bir gök bilim teorisinin ayak sesleriydi. Muhtemelen, dini yetkililerin tepkisinden korkması, kitabının yayınlanmasını ertelemesinin nedenleri arasında en az öneme sahip olanlardan biridir. Gecikmenin en önemli sebepleri, daha büyük çalışmaların hem astronomik gözlemleri hem de karmaşık matematiksel kanıtları gerektirmesiydi. İdari görevleri kesinlikle hem araştırmasını hem de yazmasını engelliyordu. İhtiyacı olan düzenli gözlemleri yapamadı ve sık sık sis basan Frombork da bu gözlemler için iyi bir yer değildi.

Devinimler Üzere’nin el yazması, Rheticus 1539’da onu ziyarete geldiğinde hemen hemen tamamlanmıştı. Eser altı kitaptan oluşuyordu. En çok bilinen ilk kitap bugün Kopernik Teorisi olarak bilinen ve astronomiye yaptığı en büyük katkı olan Güneş merkezli modeli anlatıyordu. Bu kitapta gök cisimlerinin düzenini belirlemişti. Gezegenlerin Güneş‘in etrafında ne kadar sürede döndüğünü hesaplayabilmişti.

Kopernik'in Evren Modeli
Kopernik’in Evren Modeli

Böylece gezegenlerin düzeni ile dönüşleri arasında ilişki kuran birleşik bir sistem yaptı. Kopernik’in anlattığı gibi, bu, Güneş merkezli model lehine en önemli argüman olabilir. Güneş, Merkür ve Venüs’ün hepsinin aynı yıllık devinimi gerçekleştirdiği Batlamyus modelinden daha iyiydi. Kitap 1’de Kopernik ayrıca, her cismin yörüngesinin yuvarlak ve düzgün olması gerektiği konusunda ısrar etti. Eğer böyle gözükmüyorlarsa ya yörüngelerinin kutupları dünyanınkinden farklıydı ya da dünya cisimlerin etrafında döndüğü merkezde değildi. Ancak Kopernik’in dünyayı sıradan gezegen haline getirmesi Aristocu fiziği reddetmesine neden olmamıştı. Çünkü “toprak ve su bir ağırlık merkezi oluşturuyordu ve dünyanın boşlukları suyla doluydu.” Aristo’nun dediği gibi dünya, fiziksel elementleri kendine çeken bir merkezdi. Ama bu Kopernik için bir sorundu; çünkü eğer dünya evrenin merkezi değilse neden başka şeyleri kendine çekiyordu?

Devinimler Üzere’nin ikinci kitabı, ilk kitaptaki konseptleri detaylandırdı. Üçüncü kitap, ekinokslar ve Güneş teorisiyle ilgilidir. Dördüncü kitap ayı ve beşinci kitap da gezegen boylamlarını konu alır. Son olarak altıncı kitapsa enlemlerle ilgilidir. Kopernik çalışmasında, Batlamyus’un gözlemlerine çok bağlı kalmıştı ve matematiksel olarak çok fazla bir yenilik yoktu. Çalışması içinde en hayranlık uyandıran kısım boylamlardır. Gözleme adanan yirmi yılın ardından ve titiz çalışmaları sayesinde, Kopernik’in başarısı Batlamyus’unkine denktir.

2.4. Rheticus ve Narratio prima

Yakın arkadaşları piskopos Tiedemann Giese ve kardinal Nicholas Schönberg’in desteğine rağmen, çalışması, Georg Joachim Rheticus’un Frombork’a gelip düzgün bir matbaa bulmasıyla basılacaktı. Rheticus, Wittenberg Üniversitesi’nde profesördü. 1538’de Rheticus, ünlü astronom ve matematikçileri ziyaret etmek için izin almıştı. Kopernik’in teorisinden nasıl haberdar olduğunu bilmiyoruz ama Kopernik’i ziyaret etmiş başka biliminsanlarından duymuş olabilir. Rheticus, ziyareti sırasında yanında Kopernik’e yardımcı olabilecek astronomi ve matematikle ilgili kitaplar da getirmişti. Böylece baskı kalitesi ile ilgili fikir edinmiş de olabilirler. Rheticus’un yanında getirdiği De triangulis omnimodis kitabı, Kopernik’in kendi kitabındaki trigonometri ilgili kısmı düzenlemeye itti. Rheticus 1540’ta Kopernik’in fikirlerine bir giriş olan Narratio prima’yı yayınladı. Bu da Kopernik’i Commentariolus’dan beri üzerinde çalıştığı Devinimler Üzerine’yi basmaya cesaretlendirmiş olabilir.

Narratio prima, 1539’da yazılmış ve Kopernik’in bulgularını ilan eden ve Devrimler Üzerine’nin içeriğini açıklayan bir mektup şeklinde Johann Schöner’e gönderilmiştir. Buna göre Güneş modelli bir yöntem benimsenmeliydi; çünkü ekinoksları ve tutulma çemberi gibi olayları daha iyi açıklayabiliyordu. Güneş merkezde olduğunda sunulan açıklama, yapılan gözlemleri çok daha iyi açıklıyordu. Ayrıca Rheticus, Kopernik’in çalışmasında eksik olan astrolojik tahminleri ve sayı mistisizmini de dahil etmişti.

1540’ta Gdansk’ta basılan Kopernik’in tezinin ilk basılı açıklamasıydı. Rheticus, çalışmasının bir kopyasını Achilles Pirmin Gasser’e gönderdi ve o da 1541’de Basel’de basılan ikinci baskıya bir önsöz yazdı. Bu çalışma 1591’de Johannes Kepler’in Evrenin Sırları isimli Kopernik ve Rheticus’un ardından ilk tam Kopernikçi çalışma olan kitabında ilaveler bölümünde tekrar basıldı.

2.5. Osiander’ın Önsözü ve Devinimler Üzerine’nin Basılması

Rheticus’un çalışmasının büyük bir heyecan yaratmaması, Kopernik’in Devinimler Üzerine’yi bastırmasını kolaylaştırdı. Muhtemelen politik sebeplerle çalışmasını Papa III. Paul’a ithaf eden Kopernik, çalışması hakkındaki tereddütlerini ve neden bunu yayınlamaya karar verdiğini de açıkladı. Schönberg ve Giese’e destekleri için teşekkür ederken, Rheticus’tan hiç bahsetmedi. Çünkü zaten gergin bir ortamda protestan birinden bahsetmek Papa için bir aşağılama olarak algılanabilirdi. Ayrıca astronominin astronomi için olduğunu ve din insanlarının buna karışmaması gerektiğini de söyledi. Gök cisimleri hakkındaki sınırlı bilgimiz de bir takvim reformu yapmaya yeterli değildi.

Rheticus 1541’te Wittenberg’e geri döndü ve bir seyahat izni daha aldı. Çünkü Devinimler Üzerine’nin bir kopyasını basılması için Nürnberg’e götürecekti. Nürnberg’te baskıları takip etti ve inceledi. Falat Leipzig Üniversitesi’ne matematik profesörü olarak atanınca Nürnberg’den ayrılmak zorunda kaldı. Baskı işlerini de yine matematik ve astronomiye ilgi duyan Lüteriyenci papaz Andreas Osiander’a (1498–1552) bıraktı. Osiander, çalışmanın tamamını incedikten sonra buna anonim bir önsöz ekledi. Bu önsözde yazılanların sadece birer hipotez olduklarını ve bunların bırakın gerçek olmak, olasılık dahilinde bile olmak zorunda olmadığını söyledi. Tabi ki bu sözler çalışmanın kendisiyle çelişiyordu. Hem Rheticus hem de Giese bundan çok rahatsız oldular. Hatta Rheticus kendi kitabından bu kısmı kopardı.

2.6. Devrimler Üzerine’ye 16. Yüzyıl Tepkileri

Kopernik’in şöhreti ve kitabı elli yıl boyunca Avrupa’ya yayındı ve ikinci baskı 1566’da basıldı. Kitabı birçok astronom ve matematikçi okudu. Ekuantı kaldırmak Kopernik’in en büyük başarısı olmuştu.

Martin Luther, Kitab-ı Mukaddes’le çeliştiği için Kopernik hakkında olumsuz yorumlar yapmış olsa da Wittenberg Üniversitesi’ndeki müfredatı yöneten Philip Melanchthon (1497-1560) Kopernik’in fikirlerini öğretmenin önemli olduğunu düşünüyordu. Belki de Osiander’ın önsözü her şeyi daha kolay yapmış olabilir. Damadı Caspar Peucer (1525-1602) Wittenberg Üniversitesi’nde çalışıyordu ve o da Kopernik’in fikirlerini öğretmeye başladı. Böylelikle Wittenberg Üniversitesi Kopernikçi düşüncenin öğretildiği bir yer olmuştu. Ancak Rheticus, Güneş merkezli sistemi kabul eden tek biliminsanıydı. Uzmanlara göre Kopernik’in kuramının bir Wittenberg yorumu gelişmişti; yani matematiksel modelleri kabul edilip kullanılırken Kopernik kozmolojisi kabul görmüyordu. Böyle düşünenlerden biri de rektör olan astronom Erasmus Reinhold’du (1511–1553). Reinhold, Kopernik’in teorisine dayanarak Prutenic Tables’ı (gezegen yerlerini tespit etmek için kullanılan astronomik bir tablo) yazdı. Muadili Alfonsine Tables ile doğruluk bakımından arasında çok az farklılık olmasına rağmen, Prutenic Tables çak daha geniş çapta yayıldı. Bu da Kopernik’in kuramına olan ilgiyi arttırdı.

Tycho Brahe (1546-1601) teleskopun icadından önceki en büyük astronomi gözlemcisiydi. Kopernik’i ikinci Batlamyus olarak adlandırmıştı ve gezegenler sistemini takdir ediyordu. Ama Kitab-ı Mukaddes’e uymadığı için yine de bu Kopernik sistemini kabul etmedi. Bunun yerine iki iç gezegenin Güneş’in etrafında döndüğü ve diğer gezegenlerle birlikte hepsinin dünyanın etrafında döndüğü ‘uzlaşma’ sistemi geliştirdi.

16. yüzyılda Katolikler arasında Christoph Clavius (1537–1612) önde gelen bir astronomdu. Kendisi de Cizvit olan Clavius, Gregoryan takviminin oluşturulmasında önde gelen kişilerden biridir ve astronomiyi Cizvit müfredatına eklemiştir. Kopernik modelini müfredata dahil etmiş olsa da Batlamyus’un modelinin doğru olduğuna inanmaya devam etti.

Tübingen Üniversitesi’nden Michael Maestlin (1550-1631), Rheticus’tan sonra Kopernik’in kuramını benimseyen ilk biliminsanı oldu. Dünya merkezli bir sistem kitabının yazarı olmasına rağmen, Güneş merkezli fikrin üstünlüğünü öğretti. Osiander’ın önsözünü de reddetti. Maestlin’in öğrencisi Johannes Kepler, Devinimler Üzerine’den beri açıkça Güneş merkezli olan ilk kitabı Evrenin Sırları’nı (Mysterium cosmographicum) yazdı. Ve tabi ki Kepler, Kopernik’in çalışmasına üzerine Güneş sisteminin daha doğru bir tanımını inşa etti.

Kaynak 1