İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mars

Mars, Güneş‘ten uzaklıkta dördüncü sıradadır ve karasal gezegenlerin sonuncusudur. Dünya hariç Güneş Sistemi’ndeki diğer gezegenler gibi Romalı bir tanrının (savaş tanrısı Mars’ın) ardından isimlendirilmiştir. Mars’a yüzeyinin kahverengi-kırmızı tonlarından dolayı bazen Kızıl Gezegen de denir. Mars, Merkür‘ün ardından Güneş Sistemi’ndeki en küçük gezegendir.

Dünya ve Mars
Dünya (Mavi) ve Mars’ın (kırmızı) boyut açısından kıyaslaması
  • Mars, Güneş’e en yakın dördüncü gezegendir. Güneş‘ten 227,940,000 kilometre uzakta bulunan Mars karasal gezegenlerin sonuncusudur.
  • Gezegen Romalı savaş tanrısı Mars’ın ardından isimlendirilmiştir. Antik Yunan’da da savaş tanrısı Ares olarak biliniyordu. Bunun sebebi gezegenin kızıl renginin yarattığı etki olabilir. Mars’a Çinli gökbilimciler “ateş yıldızı”, Mısırlılar da “kırmızı” ismini takmışlardı.
  • Dünya ve Mars’ın kara oranı hemen hemen aynıdır. Dünya‘nın %15’i haciminde, %10’u kütlesinde olmasına rağmen Dünya’nın %70’ini sular kapladığı için Mars’la Dünya’nın kara oranı hemen hemen aynıdır. Mars’ın yüzeyindeki kütleçekim Dünya’dakinin %37’si kadardır. Yani kuramsal olarak Mars’ta üç katı daha yükseğe zıplayabilirsiniz.
  • 39 Mars misyonundan sadece 19’u başarılı olabilmiştir. SSBC’nin 1960’taki Marsnik 1’yle başlayarak Mars’a düzenlenen uydu, uzay gezgini gibi 39 misyounun 19’u başarılı olabilmiştir.
  • Dünya’da Mars’tan parçalar bulunmuştur. Eser miktarda Mars atmosferinin, gezegenin dışarı fırlamış göktaşlarının içine sıkışmış olduğu düşünülüyor. Diğer milyonlarca cisim gibi bu göktaşları da Güneş Sistemi’nde yörüngede kalıp sonunda Dünya’ya ulaştılar. Bu da, Mars’a uzay ziyaretleri başlamadan önce Mars’la ilgili bilgi edinilebilmesine olanak sağladı.
  • Mars’ta yaşam olduğu düşünülüyordu. Bu düşünce İtalyan gökbilimci Giovanni Schiaparelli’nin Mars’ta gözlemlediği ve canali dediği çizgilerden ve oluklardan kaynaklanıyordu. Bunların doğal olarak oluşamayacağı; bu sebeple Mars’ta akıllı bir yaşam olduğu düşünüldü. Ancak sonrasında ortaya çıktı ki bu sadece bir optik yanılsamaydı.
  • Güneş Sistemi’ndeki en uzun dağ Mars’tadır. Olympus Mons, 21 kilometre yüksekliğinde ve 600 kilometre çapında milyarlarca yıl önce oluşmuş bir kalkan volkandır. Biliminsanlarının yakın zamanlardaki çalışmalarına göre Olympus Mons’un altındaki lav hala aktif olabilir.
  • Mars’ta Güneş Sistemi’ndeki en büyük kum fırtınaları gerçekleşiyor. Bunun sebebi gezegenin yörüngesinin Güneş‘in etrafında bir elips şeklinde olmasıdır. Bu oval şekilli yörünge, tüm gezegeni kaplayan ve aylarca sürebilen şiddetli toz fırtınaları ile sonuçlanır.
  • Mars’ta Güneş, Dünya’dakinin yarısı kadar görünür. Mars’ın Güneş’e en yakın zamanında güney yarımküresi Güneş’e dönüktür. Bu, kısa fakat güçlü bir yaz oluşturur; kuzeyde de kısa fakat yine güçlü bir kış yaşanır. Güneş’ten en uzak olduğu dönemde kuzeyde uzun ve hafif bir kış yaşanır; çünkü kuzey yarımküresi Güneş‘e dönüktür.
  • Dünya’dan sonra yaşama en elverişli gezegen Mars’tır. Mars’ı daha yakından tanıyabilmek için gelecek on yılda birçok uzay yolculuğu planlanıyor. Bunun yanı sıra Mars, bir koloninin yaşamı sürdürebilecek bir gezegen olabilir.
  • Mars’ta 1 yıl, 686 Dünya-günü sürer. Yörüngesinin yarıçapı 227.840.000 kilometredir.
  • Mars, Dünya haricinde buz kepi olan tek gezegendir. Kuzey buz kepine Planum Boreum, güneydekine Planum Australe denir. Ayrıca bu tabakaların altında su da bulunmuştur.
  • Mars’ta da Dünya’daki gibi mevsimler olmasına karşın, bunlar iki katı uzunlukta sürer. Mars’ın eksen eğikliği 25.19 derecedir, Dünyanınkiyse 22.5 derecedir.
  • Mars’ın uyduları Phobos ve Deimos’tur.
  • Mars’ta manyetik alan yoktur. Buna karşın biliminsanları yaklaşık 4 milyar yıl önce bir manyetik alanı olduğunu düşünüyor.

19. yüzyıl boyunca Mars’ta yaşam olduğu sanılıyordu. Bunun sebeplerinden biri hata, diğeri ise hayal gücüydü. 1877’de gökbilimci Giovanni Schiaparelli Mars’ta düz çizgiler olduğunu düşündüğü şeyler gözlemledi. Diğerlerinin de fark etmesiyle, bu çizgilerin çok düz olduğu ve doğal olarak oluşamayacağı düşünüldü. Yaygın inanç, bunların birer sulama kanalı olduğuydu. Fakat 20. yüzyılın başında güçlü teleskopların ortaya çıkmasıyla gökbilimciler, bu kanalların aslında bir optik yanılsama olduğunu anladılar.

20. yüzyıl boyunca yazılan bilimkurguların çoğu Mars’ta yaşam olduğunun sanılmasından etkilenmişti. Küçük yeşil adamlardan ölüm ışınlarına kadar Marslılar televizyon programlarının, çizgi romanların, radyo programlarının, filmlerin ve romanların ilgi odağıydı.

Mars’taki akıllı yaşam fikri kaybolsa da, Mars Dünya‘daki yaşam için en uygun gezegen olarak kaldı. Hatta gezegene yapılan son yolculuklar orada basit yaşam formları olup olmadığına baktı. 1970lerdeki Viking misyonu toprakta mikroorganizmalar bulma umuduyla Mars’ı inceledi. İlk başta bulunan bileşimlerin biyolojik formların sonucu olduğu düşünülse de, bu bileşimlerin  biyolojik mekanizmalar olmadan da oluşabileceği anlaşıldı.

Hala herhangi bir yaşam izi bulunamasa da, biliminsanları yüzeyin altında yaşam için uygun koşulların olabileceğini düşünüyor. Mars Bilim Laboratuvarı ve ExoMars gibi, gerçekleşecek diğer misyonlarla Mars’ta, geçmiş ve güncel yaşam formları yeniden araştırılacak.

Mars’ın Atmosferi

Mars’ın atmosferi, Güneş Sistemi’ndeki en kötücül atmosferlerinden birine sahip Venüs‘ünkiyle benzer. Atmosferin çoğunluğu iki gezegende de karbon dioksitten (Mars’ta %95, Venüs’te %97) oluşuyor. Fakat Venüs’te sera etkisi sıcıklığı 480 dereceye kadar çıkarırken, Mars’ta sıcaklık hiçbir zaman 20 dereceyi geçmiyor. Aradaki bu farklılığa sebep olan bileşen atmosferlerin yoğunlukları. Venüs‘ün çok kalın atmosferinin aksine Mars’ınki oldukça ince.

Mars’taki ince atmosfer nedeniyle gezegenin atmosfer basıncı Dünya‘da deniz seviyesindekinin %1’i kadar. Bu basınç aynı zamanda Dünya’da yüzeyden 35 kilometre yükseklikteki basınca eşit.

Mars’ın atmosferiyle ilgili en çok incelenen şeylerden biri de sıvı suyun varlığına olan etkisi. Araştırmalara göre kutup buzullarının ötesinde dondurucu havanın ve düşük basıncın etkisiyle havada da su buharı var. Ancak sıvı suyun gezegenin yüzeyinde bulunmasına imkan yok. Yine de gezegene yapılan misyonlardan anlaşılana göre yüzeyin sadece bir metre altında sıvı halde su olabilir.

İnce atmosferine rağmen Mars’ta da hava olayları yaşanıyor. Bunların başında da kum fırtınalarına sebep olan rüzgarlar, don ve sis geliyor. Bu hava olayları nedeniyle gezegenin yüzeyinin belli kesimlerinde erozyon gözlemlenir.

Mars’ın atmosferiyle ilgili savlardan biri de atmosferin bir zamanlar okyanusların oluşumuna izin verecek kadar yoğun olduğudur. Fakat bazı nedenlerden ötürü bu atmosfer önemli derecede değişti. Atmosferin değişimiyle ilgili önemli açıklamalardan biri de Mars’a büyük bir cismin çarpması ve atmosferini uzaya saçmasıdır.

Mars’ın Yüzeyi

Mars’ın yüzey özellikleri yarımkürelerle uyumlu olarak ikiye ayrılabilir. Kuzey yarımküre birkaç kraterle görece düzken, güney yarımküre tepelerle ve kraterlerle kaplıdır. Topolojik özellikler haricinde iki bölgenin jeolojik olarak da ayrıldığı düşünülüyor. Kuzey düzlükleri çok daha aktifmiş gibi görünüyor.

Mars yüzeyi bilinen en büyük volkan olan Olympus Mons‘a ve en geniş kanyon Valles Marineris‘e ev sahipliği yapıyor. 25 kilometre uzunluğu ve 600 kilometre çapıyla Olympos Mons, Everest Dağı’ndan üç kat daha uzundur. Valles Marineris ise 4000 km uzunluğunda, 200 km genişliğinde ve 7 km derinliğindedir. Eğer Valles Marineris Dünya‘da olsaydı Hakkari’den Berlin’e kadar uzanırdı.

Olympos Mons ve Valles Marineris
Olympos Mons ve Valles Marineris

Mars’ın yüzeyiyle ilgili en büyük keşiflerden biri yüzeydeki kanallardır. Bu kanalları bu kadar önemli yapan şey, bir zamanlar oralarda su aktığını düşündürmesidir. Yine bu da, bir zamanlar Mars’ın Dünya‘ya daha benzer olduğu savını destekliyor.

Gezegendeki bir başka dikkate değer şey de “Mars’taki Yüz” olarak bilinen şeydir. Viking I tarafından çekilen fotoğrafta bir yüzey şekli insan yüzüne benzetilmiştir; fakat daha sonra bunun fotoğrafın çekiş açısından ve ışıklandırmadan kaynaklandığı anlaşılmıştır.

Mars'taki Yüz
Mars’taki yüzey şekli ve sağ altta Viking I’in çektiği fotoğraf.

Mars’ın İçi

Diğer karasal gezegenler gibi Mars da kabuk, manto ve çekirdekten oluşur. Kesin ölçümler yapılamasa da Valles Marineris’in derinliğine dayanarak biliminsanları gezegenin kabuğunun kalınlığı hakkında tahminler üretebiliyorlar. Güneyde yer alan böylesi geniş ve derin bir vadi sistemi, gezegenin kabuğu Dünya‘nınkinden önemli ölçüde kalın olmasaydı oluşamazdı. Tahminlere göre kabuğun kalınlığı kuzeyde 35 km, güneyde 80 km civarında.

Mars’ın çekirdeğinin 1500-2100 km çapında olduğu ve demir, nikel ve sülfürden oluştuğu düşünülüyor. Çekirdeğin katı olup olmadığına kesin olarak karar verilmiş değil.  Bazı biliminsanlarına göre gezegenin manyetik alanının olmaması çekirdeğin katı olduğunun bir göstergesi. Ancak geçen on yılda toplanan verilere göre çekirdeğin en azından bir kısmı sıvı. Gezegenin yüzeyinde bulunan manyetize olmuş taşların keşfinden yola çıkılarak Mars’ın çekirdeğinin en azından bir zamanlar sıvı olduğu da söylenebilir.

Mars’ın Yörüngesi ve Dönüşü

Mars’ın yörüngesi üç yönden önemli. İlk olarak Merkür‘ün ardından yörünge eksantrikliği en büyük gezegen. Bu elips yörüngenin sonucunda 2.07 x 108 kilometrelik günberisi, 2.49 x 108 kilometrelik günötesi var. İkinci olarak yörüngenin eksantrikliğinin hep var olmamış olabileceğine dair kanıtlar var. Hatta Mars tarihinde bir dönemde yörüngenin eksantrikliği Dünya‘nınkinden daha azdı. Eksantrikliğin artmasına ise komşu gezegenlerin kütleçekimi sebep olmuş olabilir. Üçüncü olarak, karasal gezegenler arasında 1 yılı Dünya’nınkinden uzun süren tek gezegen. Tabi ki bunun sebebi yörünge yolunun daha uzun olması. Mars’ta 1 yıl, 686 Dünya-günü sürüyor.

Mars’ın kendi etrafında 1 tam dönüşü ise 24 saat 40 dakika sürüyor. Bu da, onu Dünya’daki 1 güne en yakın gün uzunluğuna sahip gezegen yapıyor.

Mars’ın yaklaşık 25 derecelik eksen eğikliği, onu Dünya’ya benzeten bir başka özelliği. Bunun anlamı, Mars’ın da Dünya’daki gibi, mevsimleri yaşıyor olması. Ancak bunlar, Mars’ın yörüngesinin uzunluğundan dolayı Dünya’ya göre yaklaşık iki kat daha uzun sürüyor. Fakat Dünya‘nın aksine, Mars’ın iki yarımküresinde ısı farklılıkları her mevsimde aşırı derecede birbirinden farklı. Bunun sebebi de gezegenin yörüngesinin eksantrikliğinin fazla olması.

Kaynak 1