İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fermi Paradoksu

Evrende yaşam çoksa, neden hiçbirini göremiyoruz?

Fermi paradoksu, İtalyan-Amerikan biliminsanı Enrico Fermi‘nin ardından isimlendirilmiş ve gece gökyüzünü izleyen herhangi birinin sorabileceği bir sorudur: Herkes nerede? Ya da daha açık olmak gerekirse; bu kocaman evrende neden Dünya‘dan başka bir yerde yaşam göremiyoruz?

Bu sorular Fermi’nin aklına, tanımlanamayan gök cisimleriyle (ing. UFO) ilgili bir tartışmanın ardından öğle yemeğinde takıldı. Ancak birçok hayalperestten farklı olarak o, bu sorusuna matematiksel bir altyapı kazandırdı.

İstatistik fiziğinde büyük ilerlemeler kaydeden başarılı kuramcı Enrico Fermi, aynı zamanda ilk nükleer reaktörü inşa etti ve atom bombasının yapıldığı Manhattan Projesi’nde de rol oynadı. 1938’de Nobel Ödülü kazanan Fermi, zor sorulara çok az veri kullanarak basit yanıtlar vermesiyle tanınıyordu.

Çok bilinen bir önekte Fermi, patlama sırasında küçük kağıt parçalarının havada ne kadar yol aldığını gözlemleyerek nükleer patlamanın şiddetini tahmin etmiştir. Bu sayede patlama sırasında meydana gelen hava basıncı değişikliğini belirleyebilmiştir. Bunun anlamı da patlama sırasında ortaya çıkan enerjinin hesaplanabilmesidir. Kaba tahmini olan 10.000 TNT gücü, gerçek değer olan 21.000 TNT’den o kadar da uzak değildir.

Fermi’nin bu düşünce yapısı, Dünya dışı yaşam konusunda da ortaya çıkıyor. Fermi paradoksuna göre çıkarım şöyle gerçekleşiyor:

  1. Samanyolu Galaksisi yüz milyarlarca yıldızdan oluşuyor ve bunların milyarlarcası da Güneş’e benziyor.
  2. Bu yıldızların bir kısmının da bizim üzerinde yaşadığımıza benzer gezegenlere sahip olması hayli olası.
  3. Eğer Dünya’nın bilhassa özel olmadığını varsayarsak, Dünya-benzeri gezegenlerin bazıları da akıllı yaşama ev sahipliği yapıyor olmalı.
  4. Bu akıllı yaşam türlerinden bazıları da yıldızlararası seyahat gibi ileri düzey teknolojiler geliştirmiş olmalı.
  5. Yıldızlararası yolculuk çok zordur. Ancak Güneş‘ten milyarlarca yıl daha eski yıldızlar olduğunu düşünürsek, Dünya-benzeri bir uygarlığın çokça zamanı olmuş olur.
  6. Tüm bunları göz önünde bulundurursak, neden hiç uzaylı görmedik? Herkes nerede?

Tartışma sırasında orada bulunan Herbert York’un aktardığına göre Fermi, bu sorusunu bazı matematiksel işlemlerle de destekledi; ancak bu sorunun ardından hiç ciddi olarak gitmedi. İş, 1975 yılında titiz hesaplamalarını yayınlayan gökfizikçi Michael Hart’a kalmıştı.

Yukarıdaki çıkarım çoğunlukla “Fermi Paradoksu” olarak bilinse de, kimileri aslında övgüyü Hart’ın hak ettiğini düşünüyor. Paradoksun sahibi bir yana, soruya önerilen bazı yanıtlar var.

En basiti, yalnız olduğumuz. Dünya, yaşam barındırma konusunda eşsiz veya ona yakın. Başka bir yanıt da uzak mesafe yıldızlararası yolculuğun imkansız olması. Belki de akıllı yaşam türü küresel ısınma, kaçık yapay zeka veya nükleer silahlarla kendisini yok etmiştir.

Başka fikirlere göre, akıllı yaşam türleri için doğru izleri sürmüyoruz. Belki de bu yaşamlar, bizden o kadar farklılar ki yaşam olduğunu bile anlayamıyoruz. Dahası bu akıllı yaşam türleri biz gerçekle yüzleşmeye hazır olana kadar, bizi karanlıkta bırakmayı tercih etmiş de olabilirler.

Belki de -Enceladus’ta olduğu düşünüldüğü gibi- yaşam yüzey altı okyanusların altında herhangi bir yerden veya şeyden habersiz olarak bolca bulunuyordur.

Olasılıklar sonsuz ve bu kurgular da biz akıllı bir yaşam türü bulana kadar devam edecek.

Kaynak 1