İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dünya

Dünya, Güneş‘e en yakın üçüncü ve karasal gezegenlerin en büyüğüdür. Şaşırtıcı şekilde, boyut ve kütle açısından beşinci sırada yer alsa da, tüm gezegenler arasında en yoğun (5,513 kg/m3) olanıdır. Dünya, Güneş Sistemi’nde bir mitolojik karakterin ardından isimlendirilmemiş tek gezegendir. Nişanyan Sözlük‘e göre “dünya” sözcüğü Arapça bir sözcüktür. Denī “aşağı” sıfatının kıyas hali olan ednā “daha aşağı” sözcüğünün dişilidir. “Öte taraf” ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır.

Dünya ve Ay
Dünya ve Ay’ın birbirlerine göre boyutları
  • Bir zamanlar Dünya, evrenin merkezi sanılıyordu. 2000 yıl boyunca antik gökbilimciler Dünya’nın durağan olduğunu ve diğer gezegenlerin Dünya’nın etrafında döndüğünü düşündüler. Buna inanmalarının sebebi bulundukları noktadan, yani Dünya’dan, bu şekilde görünmesidir. Bu inanış, 1543’te gelindiğinde Kopernik‘in, Güneş merkezli modelini yayınlamasıyla terk edildi.
  • Dünya, mitolojik bir karakterin ardından isimlendirilmemiş tek Güneş Sistemi gezegenidir. Diğer gezegenler Roma tanrı ve tanrıçalarının isimlerini taşırlar. Çıplak gözle görülebilir beş gezegen Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn antik zamanlarda isimlendirilmişlerdir. Ancak bu yöntem sonrasında da kullanılmış ve Uranüs ve Neptün de bu şekilde isimlendirilmiştir. “Dünya” sözcüğü ise Arapça bir sözcükten gelmektedir.
  • Dünya, Güneş Sistemi’ndeki en yoğun gezegendir. Dünya’nın yoğunluğu gezegenin değişik noktalarında farklılık gösterir. Örneğin Dünya’nın çekirdeği, kabuktan daha yoğundur. Ancak ortalama yoğunluk santimetre küp başına 5.52 gramdır.
  • Dünya ve Ay arasındaki kütleçekimi gelgitlere neden olur. Ay’daki bu etki, Dünya’ya gelgitsel kilitlendiğini gösterir. Dönüş süresi de yörünge süresiyle aynı olduğundan Dünya’dan Ay’ın hep aynı yüzü görülür.
  • Dünya’nın dönüş hızı gitgide yavaşlıyor. Dünya’nın yavaşlaması epey yavaş; 100 yılda yaklaşık 17 milisaniye kadar. Sonunda bu durum günleri uzatacak ama günün 24 saatten 25 saate çıkması 140 milyon yıl alacak.
  • Dünya’nın atmosferi %78 nitrojenden oluşur. %21’i oksijen ve eser miktarda karbon dioksit ve argondan oluşur.
  • Dünya’daki oksijenin çoğu bitkilerden gelir. Bitkiler fotosentez sırasında karbon dioksiti oksijene dönüştürürler.
  • Dünya’nın manyetik alanı çok güçlüdür. Dünya’nın nikel-demir çekirdeği ve hızlı dönüşü sebebiyle oluştuğu sanılan bu alan gezegeni güneş rüzgârlarının etkilerinden korur.
  • Dünya’da onu Güneş’ten gelen radyasyona karşı koruyan bir ozon tabakası vardır. Bu kabuk, Güneş‘in güçlü UV ışınlarının çoğunu emen özel bir oksijen türüdür.
  • Dünya’nın yüzeyinin %70’i suyla kaplıdır. Geri kalanı ise üzerinde göller ve nehirler gibi su kaynakları bulunan adalardan ve kıtalardan oluşur.
  • Dünya’da, yaşam okyanuslarda başladı. Abiyogenez veya biyopoyez denen süreç yaşamı başlatmıştır. Bu süreç basit organik moleküllerin yaşamı oluşturacak şekilde bir araya gelmesidir.
  • Dünya’daki su bir zamanlar gezegenin içine hapsolmuştu. Zamanla gezegenin volkanik hareketliliği bu suyu gün yüzüne çıkarmıştır.
  • Dünya’da az sayıda krater vardır. Diğer gezegenlere göre daha az krater bulunmasının sebebi gezegenin erozyon ve tektonik hareketler gibi süreçler yaşamaya devam etmesi yani jeolojik olarak aktif olmasıdır.
  • Dünya’da en yüksek nokta Everest Dağı’dır. Yüksekliği 8.8 kilometredir.
  • Dünya’nın en derin noktası Challenger Çukuru’dur. Deniz seviyesinden aşağı 10.9 kilometredir.
  • Dünya, sekiz gezegen arasında en dairesel yörüngelerden birine sahiptir. Dönme ekseni, yaşadığımız mevsimleri üreten orbital düzleminin dikine 23.4 ° eğiktir.
  • Dünya’da 1 yıl 365 gün sürer. Aslında 365 gün 6 saattir. Fakat 365 gün olarak kabul edilir ve bu sebeple dört yılda bir Şubat ayına 1 gün eklenir.

İnsanlar tarihleri boyunca yuvaları olan gezegeni anlamak için çok çaba gösterdiler. Bu yolda sarf edilen çabalar birçok hata da içeriyor. Mesela Dünya’nın düz olmak yerine küre şeklinde olabileceği Romalılara kadar düşünülmemişti. Bir başka hata da Güneş’in Dünya’nın etrafında döndüğünü düşünmekti.  Dünya’nın Güneş‘in etrafında döndüğünü anlamak 16. yüzyılda Kopernik‘in çalışmalarıyla mümkün oldu.

Aslında en önemlisi, Dünya’nın hem sıradan hem de sıradışı bir gezegen olduğunu anlamamız son iki yüzyılda gerçekleşti. Birçok yönden Dünya’nın özellikleri sıradan; boyu, içi, jeolojik süreçleri… Fakat aynı zamanda Dünya çok sıradışı; çünkü içinde yaşam barındıran tek gezegen.

Dünya’nın Atmosferi

Dünya’da yaşamın devam edebilmesi birçok yönden atmosferine bağlıdır. Atmosferin %78’i nitrojen (N2), %21’i oksijen (O2), 1% argon ve eser miktarda karbon dioksit (CO2) ve diğer gazlardan oluşur. Nitrojen ve oksijen, DNA ve biyolojik enerji üretimi için gereklidir; onlar olmazsa yaşam da olmaz. Buna ek olarak atmosferin ozon tabakası olarak bilinen oksijen içeren katmanı Güneş‘ten gelen zararlı radyasyonları emer.

İlginç bir şekilde atmosferde bulunan oksijenin çoğu yaşamdan kaynaklanır. Şeker üretiminin yan ürünü olarak, bitkiler karbon dioksiti oksijene dönüştürür. Yani, bitkiler olmasaydı karbon dioksit seviyesi daha yüksek ve oksijen seviyesi daha az olurdu. Eğer karbon dioksit fazla olsaydı, Venüs‘te olduğu gibi Dünya’da da sera etkisi olurdu. Fakat hiç karbon dioksit olmasaydı, bu sefer de gezegen çok soğuk olurdu. Yani atmosferdeki karbon dioksit miktarı -88° C ve 58° C arasında yaşamın var olabilmesi için tam da uygun miktardadır.

Okyanuslar

Dünya’ya uzaydan bakıldığında en ilgi çekici şeylerden biri yüzeyinin çoğunun suyla kaplı olmasıdır. Dünya’daki okyanuslar gezegenin yüzeyinin %70’ini kaplarlar. Dünya’daki yaşam için atmosfer kadar okyanuslar da önemlidir. Aslında yaşamın 3.8 milyar önce okyanuslarda geliştiği sonradan karadaki yaşama evrildiği düşünülüyor.

Okyanusların iki kaynağı vardır. Bunlardan ilki Dünya’nın kendisidir. Suyun büyük bir kısmının Dünya oluşurken gezegene hapsolduğu düşünülüyor. Zamanla gezegenin jeolojik hareketliliği hapsolan bu suyu atmosfere taşıdı. Atmosfere ulaştığında ise su yoğunlaşıp tekrar gezegene sıvı olarak düştü. Dünya’daki suyun ikinci kaynağı ise Dünya’ya çarpan kuyruklu yıldızlar olabilir. Çarpışmanın etkisiyle gezegene büyük miktarda su bırakmış olabilirler.

Dünya’nın Yüzeyi

Yüzeyin çoğu suyun altında kalmış olsa da “kuru” kısmı da oldukça ilginçtir. Diğer karasal gezegenlerle karşılaştırıldığında Dünya’da hiç krater yoktur. Bunun sebebi Dünya’ya göktaşı isabet etmemesi değil, çarpışmaların izlerinin silinmiş olmasıdır. Buna sebep olarak birçok jeolojik faktör olsa da en önemlileri aşınma ve erozyondur.

Aşınma, yüzeydeki yapıların atmosferin etkisiyle daha küçük parçalara bölünmesidir. İki çeşit aşınma vardır: Kimyasal ve fiziksel. Kimyasal aşınmanın bir örneği asit yağmurlarıdır. Fiziksel aşınmanın örneği ise önünü kapayan kayalar nedeniyle nehir yataklarının değişmesidir. İkinci mekanizma olan erozyon aşınan parçacıkların su, buz ve kütleçekim etkisiyle taşınmasıdır. Aşınma ve erozyon gibi mekanizmalarla kraterlerin izleri parçalanır ve Dünya’nın yüzeyindeki başka yerlere taşınır.

İki diğer jeolojik mekanizma da Dünya’nın yüzeyinin şekillenmesine yardım etmiştir. Bunlardan ilki volkanik hareketliliktir. Bu süreç kabuktaki bir çatlaktan Dünya’nın içindeki magmanın (eriyik kayanın) yüzeye çıkmasından oluşur. Bu, kabuğu yeniden şekillendirir ve Hawaii Adaları gibi adaların ortaya çıkmasına neden olur. İkinci mekanizma, orojenezdir. Bu, tektonik tabakaların birbirlerine yaptıkları baskıyla dağları oluşturmasıdır. Bunun bir örneği Rocky Dağları’dır.

Dünya’nın İçi

Diğer gezegenler gibi Dünya’nın içi de üç temel kısımdan oluşur: Çekirdek, manto ve kabuk. Dünya’nın çekirdeğinin iki ayrı kısımdan oluştuğu düşünlüyor.  İç çekirdek katı nikel ve demirden oluşuyor. Bunun dışını sarmalayan dış çekirdek ise eriyik nikel ve demirden oluşur. Manto ise oldukça yoğundur ve hemen hemen tamamen katı silikattan oluşur ve kalınlığı 2850 kilometredir. Son olarak, kabuk ise silikat kayadan oluşur ve kalınlığı yer yer değişir. Kıtasal kabuk 30 ila 40 kilometre arasında değişim gösterirken, okyanus kabuğu kalınlığı 6 ila 11 kilometre arasındadır.

Dünya'nın İçi

Dünya’yı diğer karasal gezegenlerden ayıran özellik ise sıcak mantonun üzerinde soğuk ve sert levhalar bulunmasıdır. Dahası bu levhalar sürekli hareket halindedir. Bazen levhalardan biri diğerinin altına girer. Bazense iki levha birbirinden uzaklaşır.

Dünya’nın Yörüngesi ve Dönüşü

Dünya, yaklaşık olarak 365 günde Güneş‘in etrafında döner. Dünya, Güneş’in etrafındaki yörüngesindeyken Güneş ışınlarının Dünya’ya ulaşması ortalama olarak 8 dakika sürer. .0167 yörünge eksantiriğiyle Dünya’nın yörüngesi en dairesel yörüngelerden biridir. Yani, günberi ve günötesi arasındaki fark oldukça azdır. Bu küçük fark sayesinde, Dünya’nın aldığı Güneş ışığı yoğunluğu hemen hemen yıl boyunca aynı kalır. Dünya’da mevsimlerin oluşmasının sebebi, Dünya’nın yörüngedeki konumundaki eğikliğidir.

Dünya’nın eksen eğikliği, 23.45 derecedir. Bu eğiklik nedeniyle bazen kuzey yarımküre güney yarımküreden daha fazla Güneş ışığı alır, bezen de tam tersi olur. Bu süreç sayesinde kışın hava soğuk, yazınsa sıcak olur. Dünya, kendi etrafında dönüşünü 24 saatte tamamlar. Bu karasal gezegenler arasındaki en hızlı dönüştür ve tabi ki gaz gezegenlere göre daha yavaştır.

Kaynak 1