İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sahte Bilim Astroloji

Türkiye’de gazetelerde ve televizyonlarda astrolojiye önemli bir yer veriliyor, astrologlar el üstünde tutuluyor. Hatta astrolojinin bir bilim olduğunu veya üniversitelerde bu alanda öğrenim görülebileceğini sanan insanlar var. Fakat astroloji bir bilim dalı değildir. Tutarsız uydurmalar olan astrolojinin neden bilim olamayacağını anlamak için öncelikle bilimsel kuramların sınırlarını çizen 8 temel özelliğe bir göz atalım:

  • İç ve dış tutarlılığa sahip olmak,
  • Varlıkları ve açıklamaları oluştururken tutumlu olmak,
  • Gözlemlenebilir bir fenomeni açıklamak,
  • Deneysel olarak sınanabilir veya yanlışlanabilir olmak,
  • Kontrollü, tekrarlanabilen deneylere dayanmak,
  • Yeni veriler keşfedildikçe düzeltilebilir olmak,
  • Önceki kuramların üstüne koyarak ilerlemek,
  • Bir kesinlik iddia etmektense şüpheci olmak.

Peki astroloji bunlardan ne kadarını sağlayabilir? Üniversitelerde astroloji eğitimi veriliyor mu? İnsanlar neden astrolojiye inanıyor?

Astroloji Tutarlı Mı?

Bir bilimsel kuramın içsel ve dışsal olarak tutarlı olması gerekir. Kuramın kendi içinde sunduğu iddiaların birbirleriyle uyuşması iç tutarlılığını gösterir. Kuramların, aksinin olabilmesi için iyi bir açıklama yoksa, diğer kuramlarla da uyumlu olması gerekir ve bu da dış tutarlılığı gösterir.

Astrolojiyse ne iç tutarlılığa, ne de dış tutarlılığa sahiptir. Doğru olduğu bilinen bilimsel kuramlarla uyuşmadığından dış tutarlılığa sahip olmadığını göstermek kolaydır. Tabi eğer astrologlar doğayı, modern fizikten daha iyi açıklayabilseydi bu bir sorun olmazdı.

İç tutarlılığı olmadığını göstermekse biraz daha zordur; çünkü astrolojinin savlarının çok büyük bir kısmı muğlaklık içerir. Ancak astrologların birbirlerinden farklı yorumlarda bulunduğunu ve farklı astrolojilerin var olduğunu kendiniz de görebilirsiniz.

Astroloji Tutumlu Mu?

Bilimsel bir kuramın tutumlu olması demek sorgulanan fikri açıklamada gerekmedikçe herhangi bir kuvvet veya varlığın kullanılmaması yani öz olmasıdır. Örneğin, lamba düğmesindeki küçük perilerin elektriği taşıyarak ampülün yanmasını sağlaması fikri tutumlu değildir. Çünkü bu olayın nasıl gerçekleştiğini anlamak için perilere gerek yoktur.

Ancak astroloji tutumlu değildir. Olayları açıklamak için hiç de gerekmeyen kuvvetler kullanır. Astrolojinin geçerli ve doğru olabilmesi için gök cisimleri ve insanlar arasında bağlantı kurabileceği bir kuvvetin olması gerekir. Fakat bunun da kütleçekimi veya ışık gibi bilinen şeylerden farklı olması gerekiyor.

Bu kuvveti ve nasıl çalıştığını açıklamayan astrologlar, sonuçlarla kuvvet arasında da belirgin bir ilişki kuramıyorlar. Yaşanan olaylar Barnum etkisiyle daha kolay ve basitçe açıklanabilir. Buna göre insanlar, herkesi kapsayabilecek kadar geniş tanımları kendilerine özel şeylermiş gibi düşünürler. Örneğin “Çevrende seni çekemeyen insanlar var” veya “Dışarıdan sert görünsen de aslında içinde çok yumuşak birisin.” gibi.

Astrolojinin geçerli olabilmesi için var olan kuvvetlerin açıklayamadığı veri ve sonuçların olması gerekir. Ancak bilimsel kuramlar insan yaşantılarını, doğum tarihi ve gökteki cisimlerle belirsiz bir bağ kurarak açıklamaktan çok daha iyisini yapabiliyor. Yaklaşık 1000 yıldır astrologlar bu sorunu çözmeye çalışsa da henüz bir keşifle karşılaşılmadı.

Astrolojinin Kanıtları Var Mı?

Bilimde savlar, doğrulanabilir prensiplerdir. Sahte bilimde ise hemen hemen hiçbir kanıta dayanmayan sıradışı iddialar üretilir. Eğer bir kuram kanıta dayanmıyorsa veya deneysel olarak sınanamıyorsa, gerçeklikle bir ilişkisinin olduğunu söyleyebilmenin bir yolu yoktur. Carl Sagan’ın bir zamanlar dediği gibi “Sıradışı savlar, sıradışı kanıtlar gerektirir.”

Diğer yandan bir sav zaten var olan kuramlarımızı reddediyorsa gerçekten çok ciddi kanıtlara ihtiyaç vardır. Neden? Çünkü eğer bu kuram doğruysa diğer tüm kuramların terk edilmesi gerekir. Sav, deneyler ve gözlemlerle desteklenebiliyorsa ona ‘sıradışı’ diyebiliriz ve doğruluğunu onu destekleyen gözlemler, ona karşı olanlardan fazla olduğunda kabul edebiliriz.

Astrolojide oldukça sıradışı savlara sahip. Eğer çok uzaklardaki gök cisimleri insanların karakterlerini ve yaşamlarını iddia edildiği gibi etkileyebiliyorsa; fizik, kimya ve biyolojinin temel prensiplerini terk etmemiz gerekir. Astrolojinin bunu gerçekleştirebilmesi için sıradışı kanıtlarının çokça gözlemlenebilmesi gerekir.

Astroloji Yanlışlanabilir Mi?

Bilimsel kuramlar, yanlışlanabilirlerdir. Astrolojinin savları ise ne uygulamada ne de düşüncede yanlışlanabilirlerdir. Yanlışlanabilir olması demek bir kuramın yanlışlığının belirlenebilmesi için herhangi bir yolun bulunabilmesidir.

Astrolojide ise böyle bir yol yoktur. Astrologlar en küçük şeylere bile kanıt olarak yaklaşsalar da, gerçek kanıtların hiçbir zaman bulunamaması ve bu bulunamayan kanıtların gözlemlenip yanlışlanabilir bir düzende incelenebilmesi imkansızdır.

Astroloji, tekrarlanabilir de değildir. Normalde bir iddia sahibinin iddiası, diğer bir kişi tarafından da aynı yöntem ve teknik kullanıldığında bulunabilmelidir. Ancak bir astrologun gözlemleri, diğeri tarafından yeniden gözlemlenemiyor. Astrologlar bırakın gerçeklikle alakalı olmayı, birbirleriyle tutarlı olmayı bile beceremiyorlar.

Astroloji Düzeltilebilir Mi?

Bilimsel kuramlar aynı zamanda düzeltilebilirlerdir. Yani kuramlar dinamiktirler ve yeni çalışmalarla ileriye giderler. Bazen tamamen terk edilirler, bazense onların üzerine konarak yeni kuramlar geliştirilir.

Astroloji ise düzeltilebilir bir yapıya sahip değildir. Örneğin burçlar ilk zamanlardan beri hiç değişmemişlerdir. Astrolojinin kendisi de antik Yunan ve Babil uygarlıklarından beri gelişmemiştir.

Yeni bir gezegen, yıldız veya galaksi keşfedildiğinde hiçbir astrolog çıkıp da önceki yorumların veri eksiliğinden dolayı hatalı olabileceğini söylemez. Oysa ki astrolojinin ilk zamanlarında Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin sadece üçte biri biliniyordu.

Astroloji Şüpheci Mi?

Bilimsel düşüncede, başka açıklamaların eksikliği diğer savı doğru kabul etmek için yeterli bir neden değildir. Astrolojide ise böylesi bir yaklaşım yoktur. Hatta bunun aksi vardır. Astrolojide, deneylerin amacı kuramın açıklayabileceği kanıtlar bulmak değil, aksine açıklanamayan veriler bulmaktır.

Astrolojiye göre modern bilimin açıklayamadığı her şey astrolojinin alanıdır. Ancak modern bilim dinamik olduğundan zamanla genişler ve astrolojinin payını küçültür.


Astroloji Üniversitelerde Mi Okutuluyor?

Türkiye’de şehir efsanesi gibi dolaşan ilginç iddialardan biri de astrolojinin üniversitelerde okutulduğu ve çok kıymet verildiğidir. Ancak hiçbir saygın üniversitede, hatta ülkede, böyle bir dal yok. Ancak Hindistan gibi batıl inançların toplumsal yaşamın büyük kısmında egemen olduğu ülkelerde kimi üniversitelerde astroloji eğitimi alınabiliyor.

İnsanlar Neden Astrolojiye İnanır?

1953 yılında Alman sosyolog Theodore Adorno, insanların astrolojiye inanmasının sebebinin otoriterlik, faşizm ve modern kapitalizmle ilişkili olduğunu söyledi. Yani astroloji daha üst bir güç olarak görülüyor ve bu nedenle saygı duyulup doğru kabul ediliyordu.

Otoriteye sıkı sıkıya bağlı insanlar, inandıkları otoritenin aksi yönde kanıtlara gözlerini kapatıyorlar. Yapılan bir araştırmaya göre gerçekten de itaatin önemli bir değer olduğunu düşünen insanların, astrolojiye daha çok inandıkları gözlemlenmiş.

Kaynak 1

Kaynak 2