İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Albert Einstein

20. yüzyılın en popüler biliminsanı Albert Einstein fizikte ve bilimde bambaşka bir dönem başlatan görelilik teorisiyle evrenimize bakış açımızı sil baştan yazdı. Teorisi matematikten, şehirleri yok eden atom bombalarına kadar birçok yere yayıldı.

Albert Einstein’ın Gençliği

Albert Einstein 1879’da Pauline ve Hermann yahudi çiftinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Albert’in doğumundan bir yıl sonra batan işini kardeşi Jakob’la yeniden başlatmak üzere Hermann Einstein ailesiyle birlikte Münih’e taşındı. Münih’te Einstein’ın kızkardeşi Maja doğdu. Aralarında sadece iki yaş vardı ve Albert kardeşini çok seviyordu. Tüm hayatları boyunca çok güzel bir ilişkileri oldu.

Albert Einstein Tembel Miydi?

Şimdilerde dahiyle eşanlamlı olsa da Einstein hayatının ilk yirmi yılında pek öyleymiş gibi gözükmüyordu. Hatta tam tersi gibiydi. Akrabaları, doğduğunda kafasının şeklinin tuhaf olduğunu düşünmüştü. Üç yaşına kadar konuşmayan Albert ailesini de endişelendiriyordu.

Einstein öğretmenlerini de etkilemeyi becerememişti. İlkokuldan üniversiteye kadar öğretmenleri ve profesörleri onun için tembel, pasaklı, asi gibi yakıştırmalar yapmışlardı. Öğretmenlerinin birçoğu Albert’in asla bir baltaya sap olamayacağını düşünüyordu.

Aslında tembellik denen şey Albert’in sınıfta sıkılmasından kaynaklanıyordu. Müfredatın çoğunluğunu oluşturan isimleri ve tarihleri ezberleme gibi şeylerdense Albert bir pusula iğnesinin nasıl tek bir yönü gösterebildiğini merak ediyordu. Gökyüzü neden maviydi? Işık hızında seyahat edilirse neler olurdu?

Ne yazık ki Einstein’ın merak ettiği bu soruların yanıtları okullarda öğretilmiyordu. Notları çok iyi olsa da Einstein okulu çok katı ve baskıcı bulmuştu. Fakat işler her hafta Einstein’larda yemek yiyen 21 yaşındaki tıp öğrencisi Max Talmund’la tanışınca değişti. Einstein 11 yaşında olmasına rağmen Max ona bir sürü bilim ve felsefe kitabını gösterdi ve içeriklerini onunla tartıştı. Einstein bu öğrenmelerle birlikte gelişmeye başladı ve bilgisinin Max’ınkini geçmesi çok uzun sürmedi.

Einstein Teknik Üniversite’ye Giriyor

Einstein 15 yaşındayken babasının işi tekrar battı ve aile İtalya’ya taşınma kararı aldı. Albert’in ise geride kalıp liseyi bitirmesi gerekiyordu. Bu plan Albert’i tatmin etmemiş olacak ki ailesine katılmak için okulu bırakıp yanlarına gitti.

Liseyi bitirmektense doğrudan İsviçre Zürih’teki bir politeknik üniversiteye başvurmayı denedi. Ancak Albert üniversiteye giriş sınavını kazanamadı. Bir yıl boyunca tekrar sınava hazırlandı ve Ekim 1896’daki ikinci denemesinde üniversiteye kabul edildi.

Üniversiteye geçmiş olsa da Einstein yine okulu sevmedi. Prosfesörlerin onlara sadece eskide kalmış bilimleri öğrettiğine inanıyordu. Bu yüzden çoğu zaman evde kalıp en yeni bilimsel gelişmeleri takip ediyordu. Ara ara derslere katılınca da sıkıldığını hep belli ediyordu. Sürekli son gece çalışmalarıyla da olsa Einstein 1900’de okulu bitirdi.

Albert Einstein iki yıl boyunca kısa süreli işlerde çalıştı. Daha sonra arkadaşı ona Bern’deki İsviçre Patent Ofisi’nde bir iş buldu. İşi düzene girince de Einstein ve üniversiteden sevgilisi Mileva Maric evlendiler. Çiftin Hans Albert (d. 1904) ve Eduard (d. 1910) adındaki iki çocuğu oldu.

Albert Einstein ve eşi Mileva Maric
Albert Einstein ve eşi Mileva Maric

Patent Memuru Albert Einstein

Einstein pantent ofisinde…
Einstein pantent ofisinde…

7 yıl boyunca Einstein haftanın altı günü çalışan bir patent memuru oldu. Görevi diğer insanların tasarımlarını incelemek ve makul olup olmadıklarına karar vermekti. Eğer gerekli şartları sağlıyorlarsa daha önce kimsenin bu patenti almadığından da emin olmalıydı.

Her şeye rağmen bu yoğun iş temposu ve aile hayatı arasında doktorasını tamamlamak ve düşünmek için vakti oldu. Şaşırtıcı ve harika buluşlarını bu patent ofisinde şekillenmişti.

Albert Einstein Tüm Dünyamızı Değiştirdi

Sadece kağıt, kalem ve aklıyla Einstein bilimsel bir devrimle bugünkü bilimimizi oluşturdu. 1905’ta patent ofisinde çalışırken 5 bilimsel çalışma hazırlandı ve bunların hepsi o zamanki bilim yayını Annalen der Physik‘te basıldı. Bunlardan üçü Eylül 1905’te basıldı.Çalışmalardan birinde Einstein, ışığın sadece dalgalar halinde ilerlemediğini ve ayrıca parçacıklar halinde bulunduğunu kuramsallaştırdı. Bu aslında fotoelektrik etki olarak bildiğimiz şeydir. Einstein’a 1921 yılında Nobel Ödülü kazandıran da yine bu çalışmadır. Kendisi de bu çalışmanın bir devrim niteliğinde olduğunu söylemiştir.

Başka bir çalışmasında Einstein, bir polenin neden bir bardak suyun üzerinde yüzmek yerine dibe batmadığını (bkz. Brown Hareketi) anlamaya çalışmıştı. Polenin su molekülleri tarafından hareket ettirildiğini göstererek hem bilimde uzun zamandır tartışılan bir konuya açıklık getirmiş hem de moleküllerin varlığını kanıtlamıştı. Özel Görelilik Kuramı adındaki bir başka çalışmasında da uzay ve zamanın sabit olmadığını ve sabit olan tek şeyin ışık hızı olduğunu söyledi. Işık haricinde uzay ve zamanın geri kalanı tamamen gözlemcinin konumuyla ilgili çıkarımlardı. Bu teoriye kısa bir örnek verelim. Tren yolculuğu sırasında topuyla oynayan bir çocuk düşünün. Çocuk topunu ileri doğru ittiğinde saatte üç kilometre hızla yuvarlıyor. Çocuğa göre topun hızı saatte üç kilometre olur. Trenin dışından çocuğu izleyen birine göreyse topun hızı, trenin hızının ve topun hızının toplamıdır.

Einstein sadece uzay ve zaman konusunda değil, kütle ve enerji konusunda da önemli keşiflere imza attı. Bir zamanlar birbirlerinden tamamen farklı oldukları düşünülen kütle ve enerjinin aslında birbirleriyle değişimsel olduklarını buldu. Einstein ünlü formülü E=mc2 formülünde bu ilişkiyi gösterir. E enerji, m kütle ve c de ışık hızıdır. Bu formüle göre çok küçük bir kütle bile çok büyük enerjiler açığa çıkarabilir.

Einstein bu çalışmaları hazırladığında henüz sadece 26 yaşındaydı. Isaac Newton‘dan beri bilime en çok katkı yapan insan olmuştu.

Nagasaki Atom Bombası
Nagasaki Atom Bombası Patlaması: Atom bombaları da Einstein’ın E=mc2 formülünün sonuçlarından biridir.

Bilim Dünyası Einstein’ın Farkına Varıyor

Akademik ve bilimsel dünyanın Einstein’ı fark etmesi çabuk olmadı. Belki de bunun sebebi 26 yaşındaki patent memurunun radikal ve derin fikirlerini gerçeklik olarak kabul etmenin zorluğundan kaynaklanmıştı.

1909’da teorileri basıldıktan dört yıl sonra Einsten eğitimci olması için bir teklif aldı. Zürih Üniversitesi’nde oldukça iyi vakit geçirdi. Geleneksel eğitimi sıkıcı bulan Einstein’ın niyeti farklı olmaktı. Çuval gibi kıyafetleri, tarak görmemiş saçı ve tüm bu pasaklı haliyle Einstein gerçekten içinden gelerek öğretmenlik yapıyordu.

Ünü arttıkça gelen iş teklifleri de artmıştı. Zürih Üniversitesi’nden Prag’daki Alman Üniversitesi’ne sonra tekrar Zürih Teknik Üniversitesi’ne dönmüştü. Bu yolculuklar, katılınan konferanslar, verilen dersler eşi Mileva’nın kendisini ihmal edilmiş hissetmesine yol açtı.

1913 yılında Einstein’a Berlin Üniversitesi’nde profesörlük teklif edilince Mileva oraya gitmek istemedi. Ancak Einstein işi kabul etti. Berlin’e vardıktan kısa bir süre çift ayrıldılar ve Mileva çocuklarla beraber Zürih’e yerleşti. 1919 yılında da resmi olarak boşandılar.

Albert Einstein Dünya Çapında Üne Kavuşuyor

I. Dünya Savaşı sırasında Einstein, Berlin’de kaldı ve takıntılı bir şekilde çalışmaya başladı. Mileva’dan sonra yemek yemeyi ve uyumayı bile unutuyordu.

1917’de bu yoğun stres kendini gösterdi ve Einstein’da safrakesesi taşı olduğu ortaya çıktı. Nekahat dönemi boyunca ona kuzeni Elsa baktı. İkisi çok yakınlaştılar ve Einstein nihayet boşandıktan sonra Elsa ile evlendi.

Bu dönemde Einstein Genel Görelilik Kuramı üzerinde çalışıyordu. Bu kuram hız ve kütleçekiminin uzay ve zaman üzerindeki etkisini inceliyordu. Einstein’ın teorisi doğruysa, bu, Güneş‘in diğer yıldızlardan gelen ışığı bükebileceği anlamına geliyordu.

1919’daki Güneş tutulması sırasında Einstein’ın Göreliliğin Genel Teorisi test edilebilecekti. Mayıs 1919’da iki İngiliz astronom (Arthur Eddington ve Frances Dyson) Güneş tutulmasını gözlemlediler ve ışığın bükülüşünü kaydettiler. Kasım 1919’da da çalışmalarını yayınladılar.

Dünyayı savaştan uzaklaştıran bir haber böylece yayıldı. Kanlı savaşların ardından insanlık ülkelerinin ve dünyalarının sınırlarını aşan haberi duydu ve Einstein dünya çapında bir üne kavuştu.

Kamuoyunun gözünde Einstein’ı bu konuma yükselten onun anlayamadıkları teorilerinden ziyade kişiliğiydi. Dağınık saçları, üzerine oturmayan kıyafetleri, koca gözleri ve espritüel zekası insanların onu sevmesine vesile olmuştu. Bir dahiydi ama cana yakındı da.

Bir anda meşhur olan Einstein’ın çevresi artık muhabirler ve fotoğrafçılarla çevriliydi. Fahri doktoralar alıyor ve bir çok ülkeden seyahat için teklif alıyordu. Albert ile Elsa Birleşik Devletleri, Japonya’yı, Filistin’i (günümüz İsrail’ini), Güney Amerika’yı ve Avrupanın pek çok yerini gezdiler. 1921’de fizik alanında Nobel aldığını öğrendiğindeyse Japonya’daydı. Bu ödülden kazandığı tüm parayı çocuklarını desteklemek için Mileva’ya vermişti.

Einstein Devlet Düşmanı Oluyor

Uluslararası bir üne kavuşmanın hem avantajları hem de dezavantajları vardır. 1920’ler seyahat edip davetlere katılsa da, bunlara harcadığı zaman bilimden kısılan zamanlar oldu. Ayrıca 1930’ların başına kadar bilime zaman bulabilmek Einstein’ın tek derdi de değildi.

Almanya’daki politik hava hızla değişiyordu. 1933’te Adolf Hitler devletin başına geçtiğinde Einstein Amerika Birleşik Devletleri’ndeydi ve oradan Almanya’ya hiç dönmedi. Naziler Albert Einstein’ı devlet düşmanı ilan edip evini yağmaladılar ve kitaplarını yaktılar.

Ölüm tehditleri başlamışken Einstein Princeton, New Jersey’deki işi kabul etti. 17 Ekim 1933’de oraya varmıştı. Gelen kötü haberlerin yanında Elsa da 20 Aralık 1936’da vefat etti. Üç yıl sonra Einstein’ın kardeşi Maja da Mussolini İtalya’sından kaçıp Albert’le yaşamaya gelmişti.

Naziler Almanya’yı ele geçirene kadar Einstein’ın barış yanlısı bir duruşu olmuştu. Ancak kötü haberlerin yayılmasıyla birlikte ucunda bir savaş da olsa Nazilerin durdurulması gerektiğine inanıyordu.

Einstein ve Atom Bombası

Temmuz 1939’da biliminsanları Leo Szilard ve Eugene Wigner, Almanya’nın atom bombası üretimine kalkışma ihtimalini tartışmak üzere Einstein’ı ziyaret ettiler.

Einstein bunun üzerine Nazilerin oldukça yıkıcı bir silah üzerinde çalışıyor olabilecekleri konusunda başkan Franklin D. Roosevelt’i uyaran bir mektup yazdı. Roosevelt de ABD’li biliminsanlarının oluşturduğu bir çalışmayla Manhattan Projesi’ni başlattı. Bu grup Almanya’yı yenmek için çalışan bir atom bombası yapacaktı.

Mektubu Manhattan Projesi’ni tetiklemiş olsa da Einstein hiçbir zaman atom bombası üzerinde çalışmamıştır.

Einstein’ın Sonraki Yılları

Einstein 1922’den ölene kadar, ‘Her Şeyin Teorisi’ olarak bilinen birleşik alan teorisini bulmaya çalıştı. ‘Tanrı zar atmaz.’ fikriyle tüm kuvvetleri birleştiren ve temel parçacıkları açıklayabilen tek ve birleşik bir teori bulmak istiyordu. Ama ne o, ne de ondan sonrakiler bunu başarabildiler.

II. Dünya Savaşı yıllarında Einstein dünya hükümeti ve insan hakları akımlarını destekledi. 1952 yılında İsrail’in ilk başbakanı Chaim Weizmann vefat edince, kendisine devlet başkanlığı teklif edildi. Ancak yaşlı olduğuna, siyasette çok iyi olmadığına ve yeni bir şeylere başlamak için artık geç olduğuna inandığından bu onuru reddetti.

12 Nisan 1955’te Einstein rahatsızlandı ve altı gün sonra 18 Nisan 1955’te kan damarlarındaki anormal genişlemenin sonucunda 76 yaşında vefat etti.

The Daily Princetonian- Einstein Öldü
The Daily Princetonian 18 Nisan 1955: Einstein Öldü!

Kaynak 1